• DOLAR:3.4838
  • EURO:4.1734
  • BIST

Taraf olmak

Ulvi Ruşen Çevik

Ulvi Ruşen Çevik

E-Posta :

 

Savaş savaş gibi barış da barış gibi olmalıdır.
İçinde bulunulan  -dar ve geniş anlamda- çevreyi, doğru algılamak, yorumlamak; o çevrede yaşayanların sosyo-kültürel, sosyo-ekonomik, sosyo-politik ve psiko-sosyal açıdan doğru tanımlarını yapmakla ancak mümkün olabilir.

O takdirde, aynı çevreyi paylaşan insanlar birbirleriyle diyalog kurabilir, geliştirebilir ve birbirlerine olan mesafelerini belirler ve bilinçli bir zeminde münasebetlerini medeni ilişkiler atmosferinde devam ettirebilirler.

“Diğer”in kendini emniyette hissettiği ortamlar, karşılıklı farklı olanların birbirlerine olan mesafelerini ve konumlarını açık, net ve riyasız bir şekilde belirlemelerine imkan sağlar. İki yüzlülükten uzak, medeni, kendine güvenen, şahsiyet sahibi fertler de böylesi mümbit toplumlarda yetişir. Bu toplumlarda yetişen insanların beyanları anlamlıdır. Kendini rahatça tanımlayamayan ve ifade edemeyen kişilerin ne kendi davranışları ne de başkalarının onlara tavrı gerçekçi bir düzlemde gelişemez.  Zira dış dünyaya yansıyan bu davranışların ne kadarı onların hür iradelerinin ürünü ve kendi tercihleridir, ne kadarı içinde bulunduğu şartların dayatmalarıdır, bilinemez.

Ana hatlarıyla ifade etmek gerekirse Hz. Peygamber’in getirdiği mesajın omurgası; insanın, hür iradesiyle fikrini, düşüncesini, inancını ilan etmek suretiyle, kendi öz benliğinin ortaya çıkarılması üzerine oturtulmuş değerler sistemidir. Onun söylediği ilk sözle son sözün muhtevası, ortaya koyması istenen ilk tavırla son tavır aynı kalmış özetle, özü-sözü bir, ilk ve son sözü hep aynı olmuştur. İlk davranış oku emri (Alak, 1-5), diriliş ve aksiyon terennüm ederken, son davranış (Nasr, 1-3), ölüm, dönüş ve muhasebeyi fısıldamaktadır. İlk sözel emir (Kafirun, 1-6), kendi kimliğini açıkça beyan etmeyi ve başkalarının dayatmasına boyun eğmemeyi haykırırken, son emir (Tevbe, 129)  de her şeyin rabbi olan Allah’a güvenmeyi ve sadece ondan yardım dilemeyi baş tacı edip öğütlemektedir.

Yerini ve konumunu bu kadar kesin ve keskin belirleyen bir anlayış, inanç ve düşünce önderinden eğilip bükülme beklenemez.  Ancak, insan kimliği ve haysiyetine bu kadar vurgu yapan önder ve örnek şahıstan, hoşgörü ve müsamaha beklenir.

***

Savaş savaş gibi barış da barış gibi olmalıdır.

Savaş, barıştan anlamayanların insanlığı sürüklediği mecburi istikamet, kan ve gözyaşı girdabıdır. Ondan kaçamazsınız. Kaçarsanız, bir daha barışın yüzünü göremezsiniz.

Maalesef (!!!), istenmese de bugün, yeryüzünde varlığını ve istiklalini sürdüren milletler, savaşa hazır olan milletlerdir. Zira, sonsuz barış için savaşa her yönüyle hazır olmak gerekmektedir.  Oysaki barış, güzel nutuklarla, edebi hitabe yarışmalarıyla elde edilip muhafaza edilemiyor.

Anlamsız ve riyakar söylemlerle savaşırken ve hatta soykırım yaparken bile barıştan söz etmek, olsa olsa 21. asrın nifak ve ikiyüzlülüğünün, ar ve namus sınırlarını dikkate almadığının bir göstergesidir.  Hoşgörü ve barıştan söz etmeyi hiç eksik etmeyen medeni (!!!) dünya, yeryüzü kaynaklarının büyük bir kısmını savunma ve savaş sanayine harcadığını, akıttığı göz yaşı ve kanı mizana çekmediğini gizlemeye çalışsa da, beceremediğini fark etmelidir.

Barıştan yana tavır sergileyenler, savaş ekonomisi uygulayarak kalkındıklarını saklamaya çalışsalar da, masum ve mağdurların sesi daha gür çıkmaktadır. Hemcinslerini yiyerek semirmeye çalışanlar, insandan çok pranhalara uygun bir erdemsizliğin içinde olduklarını savunamayacak kadar evrime uğramışlardır. Bu oluşumun yeryüzündeki sermayedarları ve uygulayıcılarına bakılırsa, bu kitleler ve onlarla ezeli ve ebedi mücadelenin devam edeceği gerçeği aşikârdır.

Çünkü, zulüm var oldukça, zulme karşı direnç ve erdemli duruş ta devam edecektir ve etmelidir. Vampirlere karşı yürütülen/yürütülecek bu mücadele,  insanlık onuru için gereklidir ve elzemdir. Bu mücadeleye, din ayrımı gözetmeksizin “insanım” diyen, bütün insanlık âlemi (canlar) katılmalıdır ve bu birlikteliği/birleşmeyi bir görev addetmelidir.

Kur’an’nın da dikkat çektiği, bu zulüm kitlelerine (zalimlerine) karşı Müslüman’ın mücadelesi de adalet ve zulme karşı erdemli karşı koyuş (kendini meşru yollarla savunma) mücadelesi  (Tevbe, 13; Nisa,88-91) olmalıdır.

Hz. Peygamber, bütün insanlığı kucaklamaya çalışırken, unutulmamalıdır ki, o bir taraftır. Kendi inanç ve düşüncesinin adamı ve adaletin tarafıdır. Hep adaletten, masum ve mağdurlardan yana taraf olmuştur O…

Zira, yüce yaratan onları; haktan, adaletten yana olmak için görevlendirdiğini; “Her ümmetin bir peygamberi vardır. Peygamberleri geldiği zaman, aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez.” hitabıyla (Yunus, 47)  beyan etmiştir.

Hz. Peygamber de; “Zayıf ve güçsüzlerin eğilip bükülmeden, itilip kakılmadan hakkını alamadığı bir toplum,  huzur bulmaz/bulmasın!!!” (İbn Mace, sadakat, 17) demek suretiyle yerini ve tarafını açıkça ortaya koymuştur.

***

O halde,  “Müslüman’ım diyen” herkes ve bütün akıl sahibi kamil insanlar;

-Münafıklara, ikiyüzlülere, riyakarlara, iftiracılara, koğuculara (laf taşıyanlara)…karşı,
-Şahsi menfaatleri için; dini kullanan şirk tamtamcılarına/ve yamyamlarına, milli değerleri ve Atatürk’ü kullanan menfaat borazancılarına karşı,
-Gönüllere hançer saplayan ahlaksızlara karşı,
-Kamu malını çalan hırsızlara, Kamu hizmetinin ihtiyaç sahibi insanlara ulaşmasını engellemek suretiyle, dini inkar eden (Maun, 1-7) (münafıklara) yalancı ve sahtekarlara karşı,
-Allah ile insanları aldatan “şeytan evliyalarına”’ karşı,
-Hakkın/ve haklının yanında,
-Adaletten yana,
-Zulme ve zalim(ler)e karşı, mazlumların yanında,
-Barış ve kardeşlikten yana,
-Doğruluk, güzellik, mutluluk ve sevgiden yana,
-Akıldan (Yunus,100) ve bilimden/ilimden yana,
-Barış ve esenlik dini anlamına gelen İslam’ın getirdiği (Kur’an’ın verdiği), eşsiz güzelliklerle dolu mesajları, anlayan ve uygulayandan yana,
-……………

Sözde değil özde, taraf olmalıdır.

“Taraf olma” erdemini gösteren bütün erdemli insanlara selam olsun!…
 

Bu Yazı : 6805 Defa Okunmuştur.

YORUM EKLE

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

EN ÇOK OKUNANLAR


Haber Kapadokya'da en çok okunan haberler

HAVA DURUMU

NÖBETÇİ ECZANE

FACEBOOK

TWITTER