|
Bugün: 25 Mayıs 2012 / 04:32
SON DAKİKA
BAHAR ÇARPMASI
Aylin Mirva SAĞLAM kapadokya.sokakkedisi@gmail.com
Havalar biraz ısınınca ruhum beni terk ediyor sanki... bedenim kışın depresif hallerinden çıkamadan ruhum kuşlar gibi özgür olmak istiyor. Gün ortasında gökyüzünden bir bulut geçse içim sıkılıyor hemen. Sanki aylarca karanlıkta kalmışım, kabuslar görmüşüm gibi uyanmak, aydınlanmak istiyorum. Havalar ısınınca açıkçası kendimle başa çıkamıyorum...kendi mutluluğumu kendim yaratıyorum
o konuda kimseden beklentim yok. Kendimi mutlu edebildikçe de çevremde daha huzurlu insanların çoğaldığını fark ediyorum. Hepimizin sıkıntıları var, hepimiz hayatla uğraşmaktan yoruluyoruz ama üzerimize yapışmasının da bir anlamı yok. Bu beni tüketir. Başkalarını da tüketir ama kimi insan tükendiğini fark etmez. Hep mutlu olamayız ama mutluluğa daha yakın durabiliriz. Baharda tüm doğa uyanıyor, kuru dallar yeşeriyor, kelebekler uçuşuyor... bunu görmezden gelemeyiz ki...
![]() Mayıs başında can dostum Serap''ımla beraber koçtaştan alışveriş yapmaya gittik. Bir sürü hırdavat, elektrik, banyo malzemesinden geçip bahçe bitkilerinin orada durduk. Daha önce aldığım sümbüllerin yaptığım bir hata yüzünden 2 günde solup ölmesinin acısını henüz üzerimden atamadığım için yeni bir çiçeğe karşı temkinliydim. Belli işte ben çiçek bakamıyorum. Arkadaşım da benim tam tersim, o kadar güzel bakıyor ki anlatamam. Bu bir yetenek meselesi ve ben yeteneksizim işte. Ne gösterse burun kıvırıyorum, bahaneler üretiyorum, yorulduğumu ima ediyorum vs vs vs... Çiçekleri dallarında, toprağında seviyorum. Koparmıyorum ama bakamıyorum da... alsam ne olacak ki? Ya susuz bırakacağım ya da fazla su verip çürüteceğim. Ne kadar su vermem gerektiğini bilmiyorum, anlayamıyorum. Tıpkı hayatımdaki insanlar gibi. Hepsi birbirinden o kadar farklı ki... Kimi çok ilgi beklerken, kimi de fazla sarılmaları sevmiyor. Bazısı bir yandan sürekli telefon beklerken, aradığınızda öf pöf yapabiliyor. Kimi hayatını değiştirmek isterken benden de sihirli bir değnekle ona yardımcı olmamı istiyor. O değnek bende olsa hayatım çok başka olurdu o kesin. İnsanlar kafamı çok karıştırıyor ama sakinliğimde övgüye değer. Örneğin Cuma akşamı dersten sonra (Cuma akşamları diksiyon-güzel konuşma dersleri veriyorum) buluşmak için sözleşiyorum, planlarımı yapıyorum ama iptal oluyor. İşin tuhafı ben arayıp nerede kaldınız diye sorana kadar da iptal olduğunu öğrenemiyorum. Peki ne yapıyorum? Hiç bir şey... çok tepkisizimdir böyle olaylara karşı. Ne tepki vereceksiniz? Hesap mı soracaksınız? Açıkçası bana göre değil. Ben insanları çok yargılamam, eleştirmem. Elbette çevremdekilere zarar vermedikleri sürece. Gelmedi mi? Olabilir. İkinci bir şans ise duruma göre değişir. Çiçeklerde aynen böyle işte. Hepsine aynı oranda su, güneş, toprak veremiyorsunuz. Üstelik konuşup dertlerini de anlatamıyor. Kötü bir hobi çiçek bakımı. Ben hobilerim arasında ilk sırayı çevremdekileri anlamak ve olayları çok uzatmamak için çalışmaya veriyorum. Daha çok zaman alıyor, sinirlerim bazen yıpransa da çoğunlukla dengelerin sağlandığı noktalarda huzurlu oluyorum. İlişkilerde tomurcukların açmasını bekleyemiyorsunuz. Ya açtırıyorsunuz ya da o dalı buduyorsunuz. Çok uzun süre dengede duran ilişkilere rahat batar, bir yerden patlak verir. Arkadaşınızın kullanmadığı bardak altlığının derinlerinde çok daha arızalı bir, huzurdan huzursuz oldum birikimleri vardır. İnsanın nerede, neye, nasıl patlayacağını bilemezsiniz. Metrobüsteki kapı önü birikmelerinden, açılmayan telefona kadar her şeye patlar. Bu patlamalar sadece baharda biraz hafifler. Baharda yüzümüz güler... Aslında ne anlatıyorduk? Arkadaşımla almakla almamak arasında kaldığım çiçekler. Ben hiçbir çiçeği beğenmeden gezerken, arkadaşım balkonuma gül almak istiyorum dedi. Çok güzel bir fikir. Çünkü o daha öncede gül bakabilmişti. Bana da almak istedi. Gerekçemizde çok sağlamdı... bir kaç gün sonra Hıdırellez şenlikleri başlayacaktı ve Ahırkapıda bu yıl büyük buluşma iptal edilmişti. Kese asacaktık gül dalına, toprağına dileklerimizi gömecektik... Karşılıklı ikna konuşmalarıyla arkadaşım baskın çıktı ve bana saksı da bir gül aldı. Saksı sadece yapraktan ibaretti ama dallardaki dikenler sayesinde Gül''üm olduğuna inandım. Belli etmesem de Gül''üm olduğu için çok mutluydum. Eve kadar tüm toplu taşıma araçlarında ve yürüdüğüm yollarda kollarımda taşıdım koca saksıyı. Azimliyim... bu sefer çiçeğimi öldürmeyeceğim.
Günler haftalar geçti. Küçük bir mucize gerçekleşti ve Gül''üm tomurcuk verdi. Neredeyse yatağıma koymayı düşündüğüm saksıyı annemin ısrarlarıyla balkona koydum. Bu seferde beni uyku tutmadı. Daha önce evin üstünden bile uçmayan bir karga her gün ısrarla balkona konmaya başladı. Ev halkı bir karga sürüsüyle aramda kan davası başlayacağına inandığından, benim sürekli balkona çıkmama engel olmaya çalıştılar... O tomurcuğu yersen... seni kesin yakalarım ve olacaklara karışmam diye tehdit ettim kargayı ve beni anladığına da eminim. Balkona korkuluk dikemeyeceğime göre bende gidip bir rüzgâr gülü aldım. Diktim saksıya. Durum kontrol altına alındı. Hava akımı yüzünden fırıl fırıl dönüyor Gül''ümün yanında rüzgâr gülüm... Sevimsiz karganın pes etmeye pek niyeti yok. Üstelik artık benden de pek çekinmiyor. Gözüme baka baka balkonun kenarında geziniyor. İkimiz arasında bir savaş var. Ve gülüm bir tomurcuk daha verdi. Bu gülleri alırken ne renk çıkacağını bilmiyorduk. İlk çıkan tomurcuk yeşil kabuklarını biraz çatlatınca gördüm ki tatlı bir kırmızı çıkacak içinden. Hemen arkadaşımı aradım... Gül''üm kırmızı olacak dedim. Saksıda ot bile yetiştiremeyen ben ilk çiçeğime kavuşacaktım. Bahar gerçekten geldi sanırım. Bir kaç gün önce o gonca açıldı, açıldı, açıldı ve şirin bir Gül oldu. Bu açılma çok hızlı oldu. Her anının resmini çektim.
İlişkilerin bahara girmesiyle açtıkları tomurcukları çoğunlukla karga görünümlü kişilere, olaylara, hayatın kazıklarına kaptırıyoruz. Çiçeklerin açmasını sağlamak için sanırım hayatımıza da rüzgâr gülleri gerekli... Ama zaten yok muydu? İsmi farklıydı. Rüzgâr gülü yerine, anlayış, hoşgörü, sabır, akıl, mantık, hayata bağlılık, saygı ve sevgi değil miydi?
Hepimize iyi baharlar... Hayatımıza hep baharlar hakim olsun... ilk ve son...
Bu makale 3635 kez okundu Yükleniyor...
YAZARLAR
Tümü
HAVA DURUMU
NÖBETÇİ ECZANE
NAMAZ VAKİTLERİ
SON DAKİKA
SÜPER LİG
|