• DOLAR:3.4838
  • EURO:4.1734
  • BIST

Türk Dünyası'nın gurur kaynağı TÜRKSOY ve Düsen Kaseinov

Doç.Dr. Fırat Purtaş

Doç.Dr. Fırat Purtaş

E-Posta :

İsmi, temsil ettiği kurumla özdeşleşmiş hatta önüne geçmiş pek çok kişi vardır. Bir ülkede, yüksek seciyeli, sorunların üstesinden gelme kabiliyeti gelişmiş, geleceği öngörebilen, evrensel boyutta düşünen bu tür şahsiyetler ne kadar fazlaysa o ülkenin dünyadaki saygınlığı da o derece yukarıdadır. 1993 yılında Türk halklarının kültürel ortaklığının güçlendirilmesi ve kardeşliğinin pekiştirilmesi amacıyla Türk Dünyasının UNESCO’su olarak kurulan TÜRKSOY’un başında 2008 yılından itibaren Kazakistan’ın eski kültür bakanı Düsen Kaseinov bulunmaktadır. Türkiye’de ve pek çok ülkede Kaseinov ismi artık TÜRKSOY ile özdeşleşmiştir. TÜRKSOY dendiğinde Kaseinov, Kaseinov dendiğinde ise TÜRKSOY akla gelmektedir. Bu yazı onu biraz daha yakından tanıtmaya ve TÜRKSOY’un çalışmalarına merak uyandırmaya yöneliktir.


Stalin’in kollektivizasyon politikasının mağdurlarından evinden ve yurdundan zorla göç ettirilmiş bir annenin evladı olan Düsen Kaseinov,  Ablay Han’ın en gözde veziri Baydalı Bey’in sülalesindendir. Kazak örfünü ve geleneklerini bizzat annesinden almış, damarlarında dolaşan asalet ruhuna annesi tarafından üflenmiştir. O anne ki, 88 yaşında dünyaya gözlerini yumarken dahi oğlunun elini avucunun içerisinde tutmuş ve hayır duasını eksik etmemiştir.
 

Babası ise subaydır. Onun da asker olmasını arzu etmiştir. Onu disiplinli bir şekilde yetiştirir; cesur, ahlaklı, dik ve doğru olmasını öğretir. O ise, silah tutmaktansa eline keman almayı tercih eder. Yedi yaşında tanıştığı kemanı hiçbir zaman bırakmaz. Ailesi onun bu tercihini saygıyla karşılar ve destek olur. Eğitimini müzik üzerine yapar ve Kurmangazi Konservatuarı’nı bitirdikten sonra doktora için Moskova Konservatuarı’na kabul edilir. Dünyaca tanınmış, son derece prestijli bir eğitim kurumu olan Moskova Konservatuarı’na kabul edilen ilk Türk kökenli doktora öğrencisi olması Düsen Bey’in ilk büyük başarısıdır. Daha sonra ise Meksika Cumhurbaşkanlığı Semfoni orkestrasına Sovyetler Birliği’ni temsilen giden tek Türk kökenli sanatçı olur.

İlk ve tek olmakla övündüğü pek çok alan vardır. Bunlardan biri de Sovyetler Birliği’ndeki en genç rektör olarak 39 yaşındayken Kurmangazı Konservatuarı’nda göreve gelmesidir. Öğrenci olarak başladığı daha sonra asistanlıktan ve profesörlüğe kadar akademik kariyer basamaklarını birer birer çıktığı Kurmangazı Konservatuarı’na rektör olarak atandığında Gorbaçov’un perestroyka dönemidir, henüz Sovyetler Birliği dağılmamıştır. Tüm bürokratik zorluklara ve ülkenin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılara rağmen Kurmangazı Konservatuarı’nda “Kazak Halk Müziği” bölümünü kurar. Bu bölümün hocalarını köy köy dolaşarak geleneksel müziğin en iyi temsilcilerini bulup istihdam eder. Öğrencileri ise, aynı şekilde Özbekistan’dan, Türkmenistan’dan, Hakasya’dan, Çin Türkistan’ından ve Türk dünyasının dört bir yanından en yetenekli gençleri keşfederek bizzat seçer. Kaseinov, her şeyden önce bir pedagog ve rehberdir. Bugün onun keşfettiği yetenekler ve öğrencileri St. Petersburg, Moskova, New York, Kudüs, Pekin ve pek çok ülkede en prestijli orkestralarında çalmakta ve en saygın sahnelere çıkmaktadırlar. Onu gururlandıran şeylerden biri de budur. Diplomasına imza attığı 3000 civarında öğrenciyi bugün de takip eder, onlara sahip çıkar ve önlerini açmaya çalışır. Hocalık, Kaseinov için aynı zamanda yaşam biçimidir. Bu nedenle onu en mutlu eden şeylerin başında emek verdiği kişilerin başarısı gelir.
 

Cengiz Aytmatov, onu “İlk Öğretmen” adlı eserindeki erdem timsali roman kahramanı “Düsen”e benzetir ve bu adaşlığın tesadüf olmadığını söyler. Dürüstlük, fedakarlık, yardım severlik onun karakteriyle bütünleşmiştir. Elinden geliyorsa ve imkanı varsa, dost düşman ayırmadan herkese iyilik eder. Yardım isteyen hiç kimseyi geri çevirmez. İnsanları birbirine tanıştırmak ve topluma faydalı işleri çoğaltmak için uğraşır.

Konservatuar’dan sonra Kültür Bakanlığı ikinci ocağıdır. Bakanlık ona altın tepside sunulmamıştır. Bürokrasinin bütün aşamalardan geçerek ve kendisini ispatlayarak bu göreve gelir. Kazakistan Kültür Bakanlığında önce bakan yardımcısı sonra bakan olarak 10 yıl çalışır. Adeta bir orkestra şefi gibi Bakanlığı yönetir ve tüm çalışanların gölünü kazanır. Onun bakış açısına göre orkestradaki tüm çalgıların icra ettiği görev çok önemlidir. Kontrbas ya da zil, keman ya da klarnet orkestra için aynı derecede önem taşır. Onun için tüm insanlar eşittir ve aynı ölçüde kıymetlidir. Tabiki bu dostlarının ayrıcalıklı ve farklı olmadığı anlamına gelmez. Dostlarını en büyük zenginliği olarak görür ve onları hiçbir zaman ihmal etmez. Hatta dostlarıyla bir araya gelmek için beş yılda bir yine onların yardımlarıyla “Dostlarım Zenginliğimdir” başlığıyla kendi festivalini düzenler. Bakanlığı döneminde tüm dünyadan pek çok devlet adamı ve sanatçıyı ağırlamıştır. Ancak bugün de Tonino Guerra, Rastropoviç, Benderetsky gibi tüm dünyadan sanatçılarla devam dostluğu onun sanatçı kişiliği ve dostluğa verdiği önemin sonucudur.
 

Kültür Bakanlığının ardından Dışişleri Bakanlığı’nda özel yetkili büyük elçi olarak da görev yapar. Bağımsız Devletler Topluluğu üyesi ülkeler Kültür Bakanları Konseyi’nde yaptığı göz dolduran çalışmalar, Kazakistan UNESCO Milli Komisyonu başkanı olarak edindiği tecrübe ve en önemlisi TÜRKSOY’un ilk genel müdürü Polad Bülbüloğlu ile olan dostluğu ve Kazakistan Kültür Bakan Yardımcısı ve Bakanı olarak uzun yıllar TÜRKSOY çalışmalarına yaptığı katkılar Kaseinov’u adeta TÜRKSOY Genel Sekreterliği görevi için hazırlar. 2007’de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Kazakistan’a yaptığı ziyaret sırasında Nazarbayev, Kaseinov’u Gül’e tanıtır ve TÜRKSOY Genel Sekreterliği için teklif eder. Böylece başlayan süreç 29 Mayıs 2008 tarihinde TÜRKSOY Genel Sekreterliği Toplantı Salonu’nda düzenlenen Türk Dili Konuşan Ülkeler Kültür Bakanları Konseyi toplantısında yapılan oylama ile tamamlanır.
 

Peygamber yaşına TÜRKSOY’da giren Kaseinov’un çalışma temposu baş döndürür. Adeta zamanla yarışır. Türk cumhuriyetlerinin kültürel entegrasyonu için yapılacak çok iş vardır. Dil birlikteliği, soy birlikteliği retoriğin ötesine götürülüp icraata dönüştürülmelidir. Kardeşliği ve kültürel ortaklığı iş yaparak göstermek gereklidir. Türkiye’de kültür-sanat adamlarının yönü Batı’ya, Türk cumhuriyetlerinde ise Moskova’ya dönük olan yüzlerini birbirine çevirmek için gayret eder.

Altı ülkeden 250 sanatçının katılımıyla hazırlanan Köroğlu Operası ve beş başkentte düzenlenen gösterimler; Nevruz’un önce Paris’te UNESCO Merkezi’nde ardından New York’ta BM Genel Kurulu’nda kutlanması; ABD vatandaşlarından kurulu 100 kişilik koroya Yunus Emre Oratoryosu’nun Türkçe söyletilmek suretiyle New York ve Washington’da düzenlenen konserler; Floransa’dan Brüksel’e açılan Türk dünyası ressamlarının sergileri; İSESCO ve MFGS ile gerçekleştirilen ortak projeler; Türk dünyası kültür başkenti olarak önce Astana’nın ardından Eskişehir’in yıl boyunca sanatçıları ağırlaması; Togan, Yukay, Ahundzade, Katanov, Tölebayev ve pek çok parlak şahsiyete ilişkin düzenlenen anma etkinlikleri; tiyatro festivalleri; şarkı yarışmaları; edebiyat dergileri kongreleri; bilimsel sempozyumlar ve daha yüzlerce faaliyet… Her biri sayfalarca anlatılabilecek bu başlıklar onun çalışkanlığını ve başarısının kanıtıdır. Bu çabaları Azerbaycan Cumhurbaşkanı ve Kazakistan Cumhurbaşkanı “Dostluk Nişanı” ile ödüllendirirken; Türkiye’den pek çok sivil toplum kuruluşu ve Tataristan, Başkurdistan, Karaçay-Çerkes cumhuriyetlerinin parlamentoları da çeşitli madalyalar ve ödüllerle takdirini sunarlar.
Kaseinov, Kazak yurtseveri olduğu kadar bir hümanist ve enternasyonalisttir. Türk halklarını en küçüğünden en büyüğüne yakından tanır. Henüz öğrenciyken Hakasların Çatkanıyla Kazakların Jetiken’i arasındaki benzerliği keşfeder ve Türk halklarının kültürel ortaklığının izlerini müzik üzerinden sürer. Kazak ve Kırgızlarda yaygın olarak kullanılan Çan kopuzun (ağız çalgısı) en kuzeyde yaşan Türk topluluğu Sahalarda milli kimliğin vazgeçilmez bir parçası olarak korunduğunu, Başkurtların acılarını ve sevinçlerini İdil boylarındaki sazlıklarda yetişen sıradan bir kamıştan yapılan “kuray”la ifade ettiklerini görür. Onun Türk dünyasına ilgisi ve hizmeti aslında TÜRKSOY’daki görevinden çok önce başlamıştır.
Bir çivinin bir atı, bir atın bir komutanı, bu komutanın da bir orduyu ve ülkeyi kurtarabileceğine dair çok bilinen bir hikaye vardır. Burada, önemsiz gibi görülen bazı işlerin, doğurabileceği sonuçların büyüklüğü anlatıldığı gibi bir kişinin de bir milletin hatta insanlığın kaderini değiştirebileceği mesajı verilmektedir. Kaseinov, TÜRKSOY’un ve Türk halklarının kaderini değiştiren bir şahsiyettir. Düsen Kaseinov ile TÜRKSOY, Kırım’dan Karaçay’a, Tıva’dan Kosova’ya Türk halklarının birleşme mekanı olmuş, ABD’den Çin’e, Fransa’dan İran’a dünyanın her yerinde yaşayan Türk halklarının ortak kıvancına ve başarısına dönüşmüştür. Adeta bu görev için dünyaya gelmiş olduğu söylenebilecek Kaseinov, inandığı değerler için aşkla ve tüm gücüyle çalışmaktadır. Dostları ve gönüldaşlarının sürekli çoğalması, Türk dünyasının ortak geleceğine olan inancı ve ümitleri de artırmaktadır.
 

Bu Yazı : 13280 Defa Okunmuştur.

YORUM EKLE

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

EN ÇOK OKUNANLAR


Haber Kapadokya'da en çok okunan haberler

HAVA DURUMU

NÖBETÇİ ECZANE

FACEBOOK

TWITTER