• DOLAR:3.4838
  • EURO:4.1734
  • BIST

Nursultan Agayımız için Nevşehir'de

Dr. Fatma Sönmez

Dr. Fatma Sönmez

E-Posta :

Son yıllarda, her pazar uyandığımda, gözlerimi daha açar açmaz zihnimden geçen cümle


aynıdır; “keşke TÜRKİSTAN’IMDA olsaydım”…

Sonra yıllarca TÜRKİSTAN’ımda  alışkanlık oluşturan günlerim geçer gözlerimin önünden.
En çokta  pazar günü; bugünü diğerlerinden ayıran en önemli özelliği mesainin olmayışı ve mekanı hiç hesapsız, saatleri bilmeden  yaşayabilme özgürlüğü… Önce penceremi açar en sevdiğim şehrin Türkistan’ın havasını bedenen  ve ruhen içime çekip orada olduğumu hissettikten hemen sonra, güzel bir pazar kahvaltısıyla kendimi TÜRKİSTAN’ın tarih maneviyat ve huzur dolu iklimine bırakırdım… Hürmet, adaba riayetin ilk kuralı ise ziyaret mekanlarında büyükleri gözetlemekti,  o halde istikamet; Hazret hocası Arstanbab’tı ziyaret olmalıydı. Dümdüz arazilerden geçerken gönlümdeki coşkuya eşlik edercesine aracımızla uçuşan ve cıvıldaşan kuşları , günün içimizi aydınlatan ışığı aydınlatırdı…

    Arstanbab, Gavhar Ana (Hazret Sultan Yesevi’nin ablası) ve Nihayet ışık kokulu Türbem;Asırlara ışığıyla Maneviyat, Bilim ve insanlığın en derinini,en cömert eliyle sunan külliye;Hoca Ahmet Yesevi’nin  mekanı, makamı ile günü tamamlarken sadece haftanın bir gününü, pazarını değil, kalbimin yeniden heyecanla dolması için ruhumun ilacı için tarihinin altın sayfalarında bir devri alem yapmak , şifa yolculuğu etmekti benimkisi…

      Bugün yine pazardı, fakat bugün diğer günlerden daha farklı bir heyecanla uyandım. Bugün bir program için yolculuk yapacağım; nereye mi? doğduğum değil lakin gönlümün yeniden doğduğuna inandığım , memleketim olarak bilip benimsediğim, 1 Aralık Kazakistan Cumhuriyeti Kurucu Devlet Başkanı Günü” programına katılmak üzere ; Nevşehir ‘e…

      Garip bir şekilde kendimi Türkistan‘da uyandığım sabahlara benzer bir heyecan içinde hissediyordum, yolculuk başlamıştı. Kırıkkale’den  Nevşehir’e doğru uzanan bu yolda yine gönlümün Türk Dünyası penceresi aralanmıştı sanki, öyle ya mevzu Türk Dünyası ise , mevzu Kazakistan ise , mevzu Ahmet Yesevi ise kalbim parçalara ayrılırcasına heyecanla çarpıyordu. Ve yine kuşlar aracımıza eşlik ederken, günün aydınlatırken ısıttığı yansımasıyla geçtiğimiz düz araziler tıpkı Arstanbab’ dan başlayarak Pir-i Türkistan Yesevi de sonlanan  ruhun devri  Alem  yolculuğu misaliydi.

       Katılacağım programın konusu yıllarca sözleri ve düsturlarını kendi kaleme aldığı sözlerle tanıdığım, en büyük kaygısı başta ülkesi KAZAKİSTAN ve birleşmiş bütünleşmiş bir TÜRK DÜNYASI olan bilge lider, El basım NURSULTAN AGAYIM, KAZAKİSTAN kurucu cumhurbaşkanı NURSULTAN NAZARBAYEV’di. Heyecanımın temelinde bugün bu vardı, çünkü o gerçek bir lider, Türk Dünyası tarihinde yaşayan efsane olarak adını altın harflerle yazdırmış bilge bir  ABİDEYDİ. Bizzat,Kazakistan’da yaşayarak, hem de bağımsızlığının hemen ardından Kazak kardeşlerimle, Türk dünyasının 29 bölgesinden gelenlerle buluştuğum Türkistan’da; O’nun ülkesini nasıl sil baştan sıfırdan alıp da, Türk Dünyasının parlayan yıldızı haline getirdiğine şahitlik etmiştim. Kazakçayı geliştirip yaygınlaştırmada ettiği öncülük, ilim tahsil etmeye teşviki, ekonomik açılımlarda girişimcilere destek ve yardımı sosyal kültürel alanlarda, Orta Asya motifindeki kazak kültürünün nasıl temel bir taş oluğunun bilincini vurgulayıp, anlatması, Uluslar arası pek çok proje, program ve işbirliğini ülkesiyle buluşturması, ama en çokta Türk Dünyası’nın birlik ve bütünlüğü için yaptığı öncü, ışık rolüne an ve an şahitlik ettim. Bu şahitliğin beraberinde Nur Sultan Nazarbayev ismini bende hürmet ve saygınlıkta, Türk Dünyası’nın nefes alıp veren en büyük atası otağına yerleştirirken, sevgi ve samimiyette ise Cumhurbaşkanım, Yolbaşcım, Elbasım dedirtti…
Bu duygu ve düşüncelerle yol alırken Nevşehir il sınırından geçtiğimizi fark ettim, Nevşehir herkes tarafından bilinen özellikleriyle sevilen, turizmin gözbebeklerinden her yıl sayısız yerli ve yabancı turisti kendisine çekip cezbeden bir şehir 3. kez gelebiliyordum. Benim için Nevşehir her türlü güzelliğiyle övgüye değerdi, ancak bünyesinde memleketim Kazakistan’ın Fahri Konsolosu Dr.Halil ULUER ve çalışmalarıyla da başka bir güzeldi, başka samimiydi, başka bir duruştu.
İlk Nevşehir ziyareti de bir vesileyle tanıdığım Halil Uluer, yıllarca aşkla şevkle hizmete kendimi adadığım Kazakistan’ın fahri konsolosu ünvanıyla Kazakistan bayrağını Nevşehir’de de dalgalandırıyordu.Hem duygulanmış, hem de gururlanmıştım. Türk Kazak kültürünün sentezi niteliğindeki kişiliği, misafirperver, samimi, yürekten hali tavırları, idealleriyle varoluşu ve duruşuyla Nevşehir deyince aklıma gelen Dr.Halil ULUER de ev sahibiydi bugünkü programın. Elbette ki ilin valisi sayın Abdurrahman SAVAŞ ve diğer yetkililerle beraber.
Ancak davetçimiz evimize gider havasını bize hissettiren üzerine düşen her türlü fedakarlığı her zamanki gibi yaparak Türk Kazak kültürünün köprüsü olan Halil ULUER dostumuzdu. Programın açılış konuşması da ona aitti, Türk İslam sentezinin vurgularıyla bezediği konuşmasında Türk Dünyasının birliği ve beraberliğinin önemine özellikle değinen ve emeği geçenleri de zikretmeden geçmediği anlamlı, heyecan dolu güzel bir konuşma yaptı.

Başta sayın valimiz, belediye başkanımız olmak üzere güzel duyguların ve Kazakistan’a ait, Türk Dünyasına ait önemli düşüncelerin paylaşıldığı konuşmalar takdire şayandı.Lakin bunların yanı sıra iki konuşmacı ve iki konu vardı ki elbette beni çok daha fazla etkiledi; biri büyükelçimiz, dost elimiz Prof.Dr. Sayın Canseyit TÜYME BAYEV’in yüzüne gözlerindeki ışığa yansıyan ve yürek sözleri olarak salondaki tüm dinleyicilerin yüreklerine tesir eden o güzel konuşması ki Onu, büyükelçimi dinlerken, sanki memleketimden gelen bir büyüğün hitabı ile karşı karşıyaydım gibi heyecanla duygu dolu bir şekilde gururla dinledim.O nasıl yürek sözleriyle hitap ettiyse salona, bende sadece ellerimle değil yüreğimle de alkışladım onu. Sağolsun Varolsun inşallah diye.
Diğer konuşmacı ise Nevşehir Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Filiz KILIÇ idi.Yıllar öncesinden tanıdığım, bir hanım olarak bir hanımın geldiği noktadaki başarılı kariyeriyle onur duyduğum Rektör Hanım konuşmasında hayatımın anlamı iki manaya değindi.Yılardır konferanslarımda hep kurduğum cümleydi biri; Ahmet Yesevi’yi çok anlatmalıyız, bir diğeri ise Nevşehir ile Yesevi’nin şehri Türkistanı kardeş şehir yapalım.Çok haklıydı, kendisi ve kendisi gibi düşünenlerin öncülüğünde hep beraber yüceltmeliyiz Yesevi Sevdasına gönüllerde inşallah dedim onu dinlerken...
2000 ‘li yılların başında Türkistan Valiliği ve üniversitemin rektörünün tanıtım danışmanlığını yaparken oluşturduğum bir projeyle kardeş şehir buluşturmaları gerçekleştirmişti, Sivas’la, Isparta’yla ve Türkistan’a kadar heyetiyle gelen Kırıkkale misali diğer illerimizle. Neden olmasın, Nevşehir bu derece Kazakistan olmuşken.
Programda pek çok Türk dünyası dostuyla buluştuk, ama biri vardı ki Türk dünyasıyla ilk kez Anadolu insanını TV ekranlarında birbiriyle buluşturmuş, yıllarını bu çalışmalara adamıştı. Bu alanda bana göre markalaşmış bir TV yapımcısıydı, dost bir gönül, Türk dünyası denilen o dünyanın da kaygılarını ta yüreğinde hisseden bir isimdi; Seyfullah TÜRKSOYDU O …
Kazakistan-Türkiye ilişkilerine katkılarından dolayı verilen ödüllere layık görülmüştük beraberce, sanıyorum ki, onun ödülüne en çok ben, benimkine de en çok o sevinmişti. Zira 90’lı yılların ortalarında Kazakistan’ın Türkistan şehrinde tanıştığımız Seyfullah TÜRKSOY yaşadığımız şartlar ile kalbimizdeki coşkuyla yapmak istediklerimiz ve çabalarımızın neticelerinin bir kısmının en şahitlerinden biriydi. Ve elbette ki bizde o şartlarda, o tarihlerde bu şahitlikte bizi yalnız bırakmayan kendisine… Yazacak, paylaşacak çok şey varken bu programdan, şunu söylemek gerekir ki son söz olarak; Türk Dünyasının parlayan yıldızı Kazakistan için, bilge lider, Elbasım Nursultan Nazerbayev için her zaman hep beraber el ele, gönül gönüle daha nice duygu mana dolu programlara İnşallah. Emeği geçen herkese Türkiye Kazakistan Bayrağı’nı şarkılarla ayakta alkışlanmasına vesile olan Yesevi Sanat Topluluğuna Yönetmeni Elmira ŞENDURAN hanımefendiye. Taykazanda bir çimdik tuz olup bulunanlara binlerce teşekkürler, rahmet sizderge, Ülken Ülken Rahmet…
Birde kutlama ekleyelim buraya sevinçle; büyükelçimiz dostelimiz Can Seyit agayımız Nevşehir şehrinin hemşehrisi olup kilidini de teslim almıştır.Kendisine her büyük unvan yakaşır, kuttı bolsın ömiri uzakbolsın Allah sizge uzak ömir bersin dep kuttık taynız.

  


 

Bu Yazı : 15598 Defa Okunmuştur.

YORUM EKLE

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

EN ÇOK OKUNANLAR


Haber Kapadokya'da en çok okunan haberler

HAVA DURUMU

NÖBETÇİ ECZANE

FACEBOOK

TWITTER