|
Bugün: 25 Mayıs 2012 / 04:28
SON DAKİKA
Terkettiğimiz Duygu: “VEF” !!!
Ulvi Ruşen ÇEVİK rucevik@hotmail.com
Terkettiğimiz Duygu: “VEF” !!! İçinde yaşadığımız zaman dilimi itibariyle en yavan olduğumuz ve en çok eksikliğini hissettiğimiz insani erdem olan ve insan olma onuruna en çok yakışan vefâ nerdeyse toplumu sessizce terk edip gitti. Artık nadir bulunan bir kır çiçeği gibi tesadüflerin karşımıza çıkaracağı esrarlı bir güzelliğe ve bir peri kızı gibi, bir görünüp bir kaybolan güzele dönüştü. Bırakınız vefâlı bir âdem oğlunu, eğer varsa da bir Zümrüdü Ankâ gibi görünmez oldu artık! Nerede o “sözünün eri olmak” nitelemeleriyle anılan erler, erenler…..Sözü senet değerinde olan yiğitler…Erdiği nimetin değerini bilenler…Kadir-kıymet bilen mertler…Allah’a verdiği sözü tutanlar…İnsanlara verdiği sözün (ahde vefâ) sorumluluğunu taşıyan ve bunun bilincinde olanlar? ¹ Gerçek vefâ, Allah’a verdiği erdemli olma sözünü hatırlayıp ne pahasına olursa olsun onu yerine getirmektir. Varlık âleminin anlamı da galiba bu olsa gerektir. Misyon da, vizyon da, aksiyon da bu iki hecenin muhtevasında mündemiçtir. Her şey bu sihirli kelime de saklı, vefâ… *Allah’a vefâ, *Peygamberlere vefâ, *Anne-babaya vefâ, *Eşe ve çocuklarımıza vefâ, *Öğretmenlerimize/hocalarımıza/bilgeye vefâ, *Akrabaya vefâ, *Konu komşuya vefâ, *İnsana vefâ, *İyimser bir bakışla iyilik gördüğün ve görmediğin herkese ve her şeye karşı vefâ, * Dostlara vefâ, *Dostların dostlarına vefâ, *Düşmana vefâ, *Bütün canlı ve cansız varlıklara (doğaya/tabiata) vefâ, *… Vefâ duygusu, sorumluluk hissini büyütüp besleyen bir erdemdir. Sevdiklerinizi hatırlamak, onlara karşı sorumluluğunuzu hissetmek, onları özlemek, iyiliklerini istemek için yanlarında ve yakınında olmanız gerekmez. Vefâlı olmanız yeter. Siz uzaklarda olsanız da vefâ duygusunun yanınızda, yakınınızda olması yeter. O, uzakları yakın eder. Sizi iyiliklere, iyilikleri de size taşır. Vefâ, gönül ikliminde yetişen güller gibi nazik, zarif, anlamlı, kıymetli, güzel ve çok değerlidir. O, gül bahçesinde, erdemli dostlarla hem hal ve hem dem olmak gibidir ve aynı zamanda gönüllerin mutluluk iksiridir. O halde vefâyı, düşmanlık atmosferinde görmek, erdemsiz menfaat cambazlarının dünyasında ona rastlamak asla ve asla mümkün değildir. Vefâ, vefâsızlar yanında aranmamalıdır. Onu orada arayanlar ise yarı yolda kalmaya, mutsuz olmaya ve gözyaşı dökmeye mahkum olurlar. Vefâ, maddi bir objeden çok, değeri hiçbir şeyle ölçülemeyen, mukayese dahi edilemeyen, sadece ve sadece gönüllere mutluluk veren karşılıksız bir sevgi, sevda, hasrettir… aslında! İnsan gönüllerini fethederek, gönüllerde sevinç, mutluluk ve huzur olarak tezahür edecek bu erdemli hasletin karşılığı da ayrıca Allah katında “İyiliğin karşılığı, yalnız iyilik(tir)”([Rahman: 55/60) olarak karşılık bulacaktır. Hz. Peygamber de “Sizin en hayırlınız insanlara faydalı olandır” demek suretiyle, insana/insanlara faydalı olmamızı tembih etmiş, “İnsanlara teşekkür etmeyen Allah’a da şükretmez”(Ebu Davut Edep 11) sözüyle de, gördüğümüz iyilikler ve vefâlı davranışlara karşı, hiçbir şey yapamasak dahi “bir teşekkürle” karşılık vermemizi ve bunun ne kadar elzem ve önemli olduğunu belirtmiştir. Vefatından sonra, eşi Hatice validemizi, sevgili Peygamberimizin arkadaşlarını ziyaret etmeye ve onlara hediyeler götürmeye sevk eden his ve heyecan, onun eşine ve onun arkadaşlarına olan vefâsı değil miydi? Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer’i, zaman zaman Hz. Peygamber’in süt annesi ve diğer dostlarının ziyaretine sevk eden duygu, onların Hz. Peygamber’e olan sevgisi ve vefası değil di de neydi? Bu sebeple kendilerini, Hz. Peygambere hep yakın hissettiler. Zaman onların aralarına bir engel olarak giremedi. Hislerde ve düşünce de zamanı durdurdular. Mekanı dürdüler. Bu sebeple ıraklar yakın oldu hep. Ve hep beraber, her zamanki zindelikle yaşadılar. Vefâlı olmak üstün bir meziyet, vefalı dost da büyük bir nimettir. Bu güzel haslet (vefâ duygusu), toplumlarda sevgi, saygı, barış, huzur ve mutluluğun artmasında ve yerleşmesinde en önemli iksir olacaktır. Aksi halde; “Gün ışığında yola koyuldum. Elimde kandil, gözümde mendil. Vefâ arıyorum, dost arıyorum, Şefkat arıyorum, aşk arıyorum. Vefâ, uzaklarda kalan bir his. Dost, eski şarkılardan bir iz. Şefkatse, bardaki sarışın kız. Dizlerimde derman, Kandilimde yağ bitti. Bulamadım gitti. Vefa arıyorum, dost arıyorum Şefkat arıyorum, aşk arıyorum.” (Dizelerini rahmetli Zeki Müren’in yazıp, Selmi Andak’ın bestelediği) şarkıda olduğu gibi yaşadığımız toplumda vefâ ve vefâlı dost aramaya, daha çok devam edeceğiz. Belki de günübirlik, yapmacık sözde dostluklarla avunup gideceğiz. Vefâlı dostlara/insanlara selâm olsun !... Muhabbetlerimle efendim. ___________________________________________________________________________ 1) Prof. Dr. Ali AKYÜZ “Yaşayan Kur’ân Hazreti Peygamber”, Ensar Neşriyat, İstanbul 2007 27. Baskı) Bu makale 958 kez okundu Yükleniyor...
YAZARLAR
Tümü
HAVA DURUMU
NÖBETÇİ ECZANE
NAMAZ VAKİTLERİ
SON DAKİKA
SÜPER LİG
|