|
Bugün: 21 Mayıs 2012 / 21:56
SON DAKİKA
Panel Hacıbektaş''ta düzenlendiTBMM Başkan vekili ve CHP İzmir Milletvekili Güldal Mumcu, günümüzde Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet devrimlerini tarih sayfasından silinmeye çalışıldığını belirterek ,bu uygulamalara karşı meydanı bu zihniyete bırakmayacaklarını söyledi. Mumcu , Hacıbektaş Veli Kültür Derneği tarafından Hacıbektaş Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Ölümünün 19. yılında Uğur Mumcu’ya saygı ve Faili Meçhuller” konulu panele katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına ünlü Halk düşünürü Hacıbektaş Veli’ye ait sözler ile başlayan Mumcu, Hacıbektaş Veli düşüncesine sahip Hacıbektaşlıların,Alevilerin Kurtuluş Savaşına,Atatürk’e,Cumhuriyet devrimlerine,Laikliğe gönülden sahip çıktıklarını söyledi.
Mumcu, “Oysa bugün,sanki Mustafa Kemal Atatürk’ün Kurtuluş Savaşını başlatmak üzere Samsun’a çıktığı 19 Mayıs 1919 sadece 93 değil,yüzlerce binlerce yıl geride kalmış;hatta takvimlere bu tarihler hiç yazılmamış gibi hissetmemizi istiyorlar.Kurtuluş Savaşını ve Cumhuriyet devrimlerini tarih sayfalarından silmeye çalışıyorlar.Atatürk’ün tüm ulusla birlikte gerçekleştirdiği Kurtuluştan ve Cumhuriyetin kuruluşundan adeta intikam almak istiyorlar.19 Mayıs,29 Ekim ve 30 Ağustos kutlamalarına sınırlamalar getirmeleri bunun bir göstergesi.Elbette meydanı bu zihniyete bırakmayacağız.”şeklinde konuştu.
Mumcu, hukukun yerini hukuksuzluğun aldığını da ifade ederek “Hukukun yerini hukuksuzluk alıyor ve adalet mahkemelerde, duruşma salonlarında yok ediliyor. Adaletin,yargının içi boşaltılıyor.Yargıçlar elbette ulusal,uluslar arası yasalara tüzüklere,yönetmeliklere göre,ama en nihayet vicdani kanaatlerine göre karar veriyorlar.Çünkü adaletin tecelli ettiği doruk,vicdandır. “Adalet yerini buldu” denemiyorsa yani vicdan sızlamışsa adalet de tecelli etmemiş demektir.”dedi.
Günümüzde gerçek demokrasilerin en önemli ölçütü konumundaki Kuvvetler ayrılığı ilkesinin de işletilemediğini öne süren Mumcu “Yargı, Yasama ve Yürütme denilen bu kuvvetler,hem birbirlerini dengelemeli, hem de denetlemelidir:Bu denetim mekanizması olmazsa ortaya diktatörlük çıkar.Uğruna yüzyıllar boyunca kanlı mücadeleler verilen demokrasiden geriye kala kala demokrasinin külleri kalır.Oysa bütün dünyada yüzyıllarca süren ve hala da devam eden demokrasi mücadelesin,tek kişilik otoritelerin,kralların padişahların ‘Astığı astık kestiği kestik’ uygulamalarının yok olması için verilmişti.Ama bugün kafasındaki asıl düşünceyi 23 Nisan günü geleneksel olarak makam koltuğuna bıraktığı ilkokul çocuğuna “Yetki artık senin.İster asarsın,ister kesersin.Her şey sende”diye açığa vuran bir başbakanımız var.”dedi.
CİNAYETLER, TÜRKİYEYİ DÖNÜŞTÜRMENİN KİLOMETRE TAŞLARI
Türkiye’de geçmişte işlenen faili meçhul cinayetlerle ilgili olarak bilgiler aktaran Mumcu, bu cinayetlerin tümünün değilse bile pek çoğunun failinin tam tersine malum olduğunu öne sürdü. Mumcu “Sık sık “faili meçhul” deyip duruyoruz. Hayır ! Bu cinayetlerin tümünün değilse bile pek çoğunun faili tam tersine , malum. Ama faillerin kimisi göz göre göre kaçmış.Kimisi yakalanmış,ama hemen bırakılmış.Kimisi Abdi İpekçi’nin katili Mehmet Ali Ağca gibi askeri hapishaneden,sıkıyönetim döneminde,askeri elbise giydirilerek kaçırılmış.Kimisi Savcı Doğan Öz’ün katili İbrahim Çiftçi gibi dört kez idama mahkum edilmiş ama sonunda bir şekilde serbest kalmış.Faillerin korunması sürecinde polis var,askerler ve sıkıyönetim mahkemeleri,sivil mahkemeler var.MİT var;sivil bürokrasi var,hükümet yetkilileri dahil sivil siyaset var,iç ve dış sermaye var.Amerika’nın CIA’sı,İran’ın SAVAMA’sı İsrail’in MOSSAD’ı var.Kısaca Doğan Öz’ün kaleme aldığı resmi rapordaki ifadesiyle bunların hepsinin tamamı toplamı demek olan konr-gerilla var.50-60 yıldır gözlerimizin önünde gerçekleştirilen tüm bu cinayetler Türkiye’yi dönüştürmenin kilometre taşları,darbeler de bu yoldaki kritik kavşaklardı.”dedi.
EMEKTEN YANA İDİ
19. ölüm yıldönümünde andıkları eşi Uğur Mumcu ile ilgili düşüncelerini de aktaran TBMM Başkan Vekili Güldal Mumcu “Uğur,içeride eşitlikçi,paylaşımcı,demokratik,laik ve sosyal bir hukuk devleti olabilmek için dışarıya karşı da tam bağımsız olmak gerektiğini biliyordu. Tam bağımsızlık derken dış dünyadan kopuk içine kapalı bir Türkiye değildi söylemek istediği.Elbette her ülkeyle gerektiği gibi,gerektiği kadar ilişki kurulacaktı,ama öncelik ve aslan pay bizim olacaktı.Hele kendi zenginliklerimiz söz konusu ise ulusal çıkarlar daima kıskançlıkla korunacaktı.Uğur bu anlayışla emperyalizme karşı idi.Ama onun emperyalizme karşıtlığının kafatascı bağnaz milliyetçilikle hiç bir ilgisi yoktu. Ona göre özel sektörde özel sermayede ulusal olmalıydı.Yoksa ülkede bağımsız olmazdı.Özel sektörün tamamen karşısında değildi ama emek-sermaye ilişkisi söz konusu olduğunda elbette tamamen emekten yana idi.”dedi.
CHP Isparta Milletvekili Ali Haydar Öner, Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Rıza Selmanpakoğlu, Alevi Bektaşi Federasyonu Başkan Yardımcısı Necdet Saraç ve Hacıbektaş Veli Kültür Derneği Başkan Nafiz Ünlüyurt’unda katıldığı panelin açılış konuşmasının ardından Mumcu, daha sonra Hacıbektaş Veli Müzesi’ni beraberindekilerle birlikte gezdi.
Hacıbektaş Veli Kültür Merkezi’nde daha sonra “ Eski Kültür Bakanı ve TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu üyesi Fikri Sağlar,Susurluk Araştırma Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış’ın konuşmacı olarak katıldığı Ölümünün 19. yılında Uğur Mumcu’ya saygı ve Faili Meçhuller “ konulu panel başladı.
ESKİ KÜLTÜR BAKANI SAĞLAR;
“ÇİLLER VE KÜÇÜK KOMİSYONA GELSE İDİ,BİRÇOK ŞEY BULURDUK”
NEVŞEHİR- Eski Kültür Bakanı ve Susurluk Araştırma Komisyonu üyesi Fikri Sağlar, komisyon olarak görev yaptıkları süreçte dönemin Başbakanı Tansu Çiller ve Veli Küçük’ün ifade vermesi yönünde karar almalarına karşın, bunun gerçekleşmediğini belirterek “Eğer Çiller ve Küçük komisyonumuza ifade vermiş olsalardı bir çok bilgiye ulaşılabilinirdi.”dedi.
Hacıbektaş Veli Kültür Derneği tarafından Hacıbektaş Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Ölümünün 19. yılında Uğur Mumcu’ya saygı ve Faili Meçhuller” konulu panele konuşmacı olarak katılan Eski Kültür Bakanı ve Susurluk Araştırma Komisyonu üyesi Fikri Sağlar , gerçekte faili meçhul cinayetlerin tamamının failinin belli olduğunu ileri sürdü.
Komisyon çalışmalarına ilişkin bilgiler de aktaran Sağlar,komisyon olarak dönemin Başbakanı Tansu Çiller ve o dönemde Kocaeli Jandarma Bölge Komutanı olan Veli Küçük’ün komisyona gelerek ifade vermesi yönündeki aldıkları kararın uygulanamadığını belirtti. Sağlar, “ Komisyon olarak Tansu Çiller ve Veli Küçük’ün komisyonumuza gelerek ifade vermesi yönünde bir karar aldık. Daha sonra bir baskı oluştu komisyona.Baskının nerden geldiğini bilmiyorum ,ama Çiller ve Küçük ’ün ifade vermesine ilişkin kararın değiştirilmesi doğrultusunda bir baskı idi , biliyorum. Çiller hükümeti bozma baskısıyla o karardan vazgeçilmesini istedi. İktidar partisinin milletvekilleri, karardan dönülmesi doğrultusunda tarihe yazılacak olan bu faaliyeti ile belki genel başkanlarına tamam dediler ama komisyonda tamam diyemediler. Hepsi sıkıntı içerisine girdi. Sayın Elkatmış kendi üzerine tüm sorumlulukları aldı. Sonunda sayın Elkatmış’ ın oy kullanmadığı bir müzakere yapıldı ve diğer komisyon üyesi arkadaşların da oyu ile Çiller’in komisyona gelmesinden vazgeçildi.Tansu Çiller ve Veli Küçük komisyona gelmiş olsa idi, biz komisyon olarak Güneydoğu’da çalışma olanağı bulmuş olsa idi, çok şey bulurduk. “dedi.
DEVLET SIRRI İFADESİ NET OLARAK İZAH EDİLMELİ
TBMM tarafından kurularak görevi sona eren Susurluk Araştırma Komisyonu Başkanı ve Nevşehir eski AK Parti Milletvekili Mehmet Elkatmış, Faili meçhullerin çözülememesinin ardında devlet içerisinde yer alan bir grubun etken oluşturduğunu öne sürdü.
Komisyon çalışmalarından çeşitli örneklerde aktaran Elkatmış, “Bunun başlıca nedeni, bu işin içerisinde devletin çeşitli yöneticilerinin varlığı. Bir çok faili meçhullerin devlet tarafından organize edildiğini ve uygulandığını görüyoruz. Bunlar gizli değil,mahkeme kararları ve devlet raporlarında bunlar var.Kimi olaylarda tetikçiler bulunuyor,ama buna karar verenler, teşvik edenler hakkında söz edilmiyor.Tetikçi elbette suçludur, ama bana göre karar verenler,bu organizasyonları kuranlardır.Bu tetikçiler kendi başlarına yapmadılar ki. Ayhan Çarkın söylüyor.Bizim komisyonumuza da gelip söyledi. Tüm yaptıklarını devletin denetiminde yaptığını belirtti. Devletin içerisinde bu işi yapanların sorgulanması gerekir. Devlet elbette soyut bir kavram, burada devletin içerisindekileri ifade etmek istiyorum. “dedi.
Elkatmış, faili meçhul gelişmeleri çözebilmek için devlet sırrı ve ticari sır gibi ifadelerin yeniden ele alınarak değiştirilmesi gerektiğini belirterek “Bir atasözü var Binayı çalan kılıfı hazırlar.Hukuk dışı, insanlık dışı olaylara kamufle etmek için gerekli mekanizmasını kurmuş.Ne yapmış devlet sırrı demiş.Tüm bu olayların çözüm yeri TBMM ,Ama meclisin gücü yok,onun üzerinde daha büyük güçler var. Geçmişte Silahlı kuvvetler,basın, bir takım sivil toplum örgütleri, hükümet en sonunda da Meclis geliyor.Halbuki birinci güç Parlamento olması gerekirken sonuncu oluyor.TBMM iç tüzüğün 105 maddesinin ikinci fıkrası.Araştırma komisyonunun nerelerden bilgi isteyeceğini tek tek saymış, ama işin içinden Silahlı Kuvvetler yok. Aynı maddenin son fıkrasında , devletin sırları ve ticari sırlar araştırma konusu yapılamaz deniliyor. Darbe döneminde yapılan bir iç tüzük ve halende yürürlükte .Bunu değiştirmek için dilimizde tüy bitti söyleye söyleye ama kimse yanaşmıyor bunu düzeltmeye.Devlet sırrı nedir ve sınırı nedir,bunun net olarak izah edilmesi gerekir.”dedi.
Panel daha sonra soru cevap şeklinde sona erdi.
Yükleniyor...
İLGİLİ HABERLER
YAZARLAR
Tümü
HAVA DURUMU
NÖBETÇİ ECZANE
NAMAZ VAKİTLERİ
SON DAKİKA
SÜPER LİG
|